Tarih: Nisan 2010 ayı içerisinde bir gün. Ofisimiz Bağdat caddesi üzerinde merkezi bir konumda, giriş katta olduğu ve dışarıda tabelamız bulunduğu için gün içerisinde kebapçısından sucusuna, köftecisinden kargocusuna, elektrik ve gaz memurundan dilencisine kadar envai çeşit insan zilimizi çalmaktadır.

Her zile “müşteri” diyerek hevesle koştuğumuzda karşımda bu adamları görmekten yeteri kadar sıkıldığım günlerin birinde, yine zil çalar ve kapıya 22-23 lü yaşlarda temiz yüzlü bir kiz ve oğlan gelir.

Bir şey sattıklarını söylerler, ama ofisimde o sirada müzik çalmakta olduğundan ne sattıklarını anlayamam, anlamış olsam bile bu insanlara yeteri kadar hırslandiğım için hep “teşekkürler, ilgilenmiyorum” deyip geri gönderirim.

Çocuk birşeyler anlattıkça ben anlamsiz gözlerle çocuğun yüzüne bakmayı sürdürünce, çocukla aramızda kısa bir diyalog geçmiştir.

Çocuk: Ama siz çok kötü bakıyorsunuz.

Ben: Yok canım

O sırada şakasına gömleğin kollarını kıvırmaya başlamış, hatta ikinci kola geçtiğimde aramızda gelişen diyalog:

Çocuk: Sanırım siz ilgilenmiyorsunuz, acaba bu apartmanda başkaları var mıdır ilgilenebilecek olan?

Ben: (2. kolu da kıvırıp bitirirken) Çocuklar rahat olun, içeri buyrun, size yardımcı olayım.

Çocuk: Teşekkürler, biz başka apartmanlara bakalım.

dedikten sonra üst katlara çıkma cesaretini gösterememişler ve apartmandan yusuf yusuf sesleri arasında ayrılmışlardır.

2 COMMENTS
Haziran 9, 2010
ad

onlar ıslak mendıl ve cakma parfum satıyolar. “Unıversıte ogrencısıyız. harclık kazanmak ıcın bunalrı satıyoruz” dıyorlar. Sırt cantaları var. Di mi :)

Kivanc Celebi
Haziran 10, 2010
ad

aynen :)

Post a comment