Çadırlarınızı hazırlayın, Saroz’a gidiyoruz !

Ağustos 26

Bayramda benim gibi İstanbul’da kalmak  istemeyen bir kaç kişi ile Saroz Erikli ya da Kömür Limanı’na gidiyoruz.

Kömür Limanı’na daha çok scubacılar (tüple dalanlara verilen isim) gittiği için zıpkınla balık avına pek elverişli değil.  Bunun yerine Erikli daha uygun gibi. Erikli’de bol bol akya ve levrek/kefale rastlamak mümkün olacak sanıyorum.

Su sıcaklığı önümüzdeki 2 haftada ne kadar değişir bilmiyorum ama çadırda konaklamak için uyku tulumu gerekebilir, geceleri soğuk olur zannediyorum.

Detaylar önümüzdeki günlerde netleşir.

8 Eylül 2010′da Saroz’da görüşmek üzere…

Dükkan günlükleri-karakola nöbetçi doktor

Ağustos 20

Tarih 20 Ağustos 2010 Cuma, yarın akşamki büyük iftar daveti için marketten alışveriş yapmış ve ofise dönüp etleri terbiyeleyecektim ki, kapı çaldı. Saat yaklaşık olarak 21.30

Kapıyı açtım, 2 genç polis memuru geldi, “Selamün aleyküm, aleyküm selam” kısa bir sohbetten sonra ofisin ortasına kadar girdiler.

“Ulan neden geldi şimdi bunlar, biri mi şikayetçi oldu, kanunsuz birşey mi yaptık” gibi milyon tane şeyi kafamdan geçirirken memurlardan beni ferahlatan şu cümleyi sarfetti:

“Bizim ifade aldığımız bilgisayarlardan biri bozuldu, açılmıyo, müsaitsen gidip halledebilir miyiz?”

Ben içimden derin bi “ohh” çektikten sonra yanıma yedek psu alarak ekip arabalarına atladık ve var gücümüzle -adı bende saklı olan- polis merkezine gittik.

Kapıda klasik silahlı memur bizi karşıladı, “Doktor bey mi arkadaş?” sorusunu yöneltti beni getirenlere.

Bu esnada üzerimde sarı bir tişört, şort ve spor ayakkabılarım var. Memurların cevaplamasına fırsat vermeden “Hastamız nerde?” sorusunu yönelttim ayni görevliye, yukarı çıkmamı ve yönlendirileceğimi söyledi.

Tam tahmin ettiğim gibi klimaların aşırı çalışmasından dolayı voltaj dalgalanmalarına dayanamayan bir psu yanmıştı, değiştirdim, parasını aldım ve tekrar ekip otosuna bindim.

Ofisin önüne kadar biraz sohbet ettikten sonra allah’ın tuttuğumu altın etmesinden işlerimin hayırlı olmasına kadar envai çeşit duayı ve arkadaşların isimlerini aldıktan sonra ofisime geri döndüm :)

Yılan balığı nasıl yenir?

Ağustos 8

Olur da bir gün benim gibi yılan balığı yakalarsanız, balığı mundar etmeden önce bu yazıyı okuyun.

Yılan balığı et yoğunluğu açısından “löp et” olarak adlandırılabilir. Ancak dış derisi oldukça sert ve lezzetsiz olduğu için balıktan ayrılması gerekir.

Balığın kafasını ve kuyruğunu bıçakla kestikten sonra, baş kısmının karın tarafından 2-3 cm lik bir yarık açılarak deriyi elinizle tutabilecek hale getirmeli ve koyunun derisini yüzer gibi yüzmelisiniz.

Balık kaygan olacağı için kontrol etmekte zorlanırsanız gazete kağıdı işinizi görecektir.

Balığın derisini yüzdükten sonra sırt kısmındaki iğnemsi kılları da koparabilirseniz iyi olur.

Et biraz fazlaca olduğu için pişme süresi de uzun haliyle, yağın içerisinde 20 dakika kadar çevirerek kızartmalı ve keyfinize göre servis etmelisiniz.

Afiyet olsun.

.

Dükkan günlükleri – Masaüstü bomboş

Temmuz 2

Tarih 1 Temmuz 2010, zil çalar, kasayı kucaklamış bir genç kadın daha ben ağzımı açmadan bilgisayarının sıkıntısını anlatmaya başlar.

Mevcut olarak vista kurulmuş bilgisayarında son 15 gündür kilitlenmeler ve kapanmalar olduğundan şikayet eder, bilgisayarının gidici olduğunu anlayıp dosyalarını da yedeklemeyi ihmal etmez.

Kendisine windows vista’nın mallıklarından ve olmayan stabilitesinden söz edilerek, windows 7 tavsiye edilir. Kendisi de 7′nin ününü duymuş olacak ki “Evet lütfen 7 yükleyelim” der.

Windows 7 yüklenir, masaüstüne de sadece bilgisayarım kısayolu yerleştirilir. Bilenler bilir, windows 7 standart kurulumda masaüstüne sadece geri dönüşüm kutusu ikonu vardır ve diğerlerini sizin elle getirmeniz gerekir.

Bilgisayar müşteriye teslim edilir, evine gittiğinde telefon gelir ve der ki : “Bilgisayarımın masaüstünde windows logosundan başka hiçbirşey yok, nereye tiklayacağımı bile bilmiyorum.”

Gerisi:

Ben: Masaüstünde hiçbir simge yok mu?
Müşteri: Hayır yok
B: Aşağıda da mı hiçbir simge yok?
M: Aşağıda masaüstünü göster ve internet’e bağlan var.
B: Sol taraftaki yuvarlağa (Başlat düğmesi) tıklayabiliyor musunuz?
M: Evet tıklayabiliyorum.
B: Oradan istediğiniz simgeleri masaüstüne çeker misiniz?
M: Teşekkürler, bu şekilde oldu.

Google earth / google map hosts dosyası

Haziran 11

2 gündür telekom engellemeleri yüzünden google earth / google maps çalışmıyor ise, gerekli olan hosts girişleri aşağıdadır.

windows/system32/drivers/etc klasoru altindaki hosts dosyaniza ekleyin bu satirlari:

74.125.43.103 youtube.com
74.125.43.103 www.youtube.com
74.125.43.103 www.docs.google.com
74.125.43.103 www.clients1.google.com.tr
74.125.43.103 www.translate.google.com.tr
74.125.43.103 docs.google.com
74.125.43.103 clients1.google.com.tr
74.125.43.103 translate.google.com.tr
74.125.43.105 www.google-analytics.com
74.125.43.105 google-analytics.com
66.102.9.106 youtube.com
66.102.9.106 www.youtube.com
66.102.9.106 docs.google.com
209.85.229.99 youtube.com
209.85.229.99 www.youtube.com
209.85.227.101 translate.google.com
209.85.227.105 maps.google.com
209.85.227.113 pages.google.com
209.85.227.100 video.google.com
209.85.227.138 docs.google.com
209.85.227.101 sites.google.com
209.85.227.100 books.google.com
209.85.227.101 chrome.google.com
209.85.227.113 sketchup.google.com
209.85.227.102 froogle.google.com
209.85.227.102 labs.google.com
209.85.227.102 mars.google.com
209.85.227.139 moon.google.com
209.85.227.113 notebook.google.com
209.85.227.101 toolbar.google.com
209.85.227.102 catalog.google.com
209.85.227.113 codesearch.google.com
209.85.227.113 dir.google.com
209.85.227.138 earth.google.com
209.85.227.139 groups.google.com
209.85.227.100 groups.google.com.tr
209.85.227.139 shopping.google.com
209.85.227.138 sky.google.com
209.85.227.139 support.google.com
209.85.227.139 tools.google.com
209.85.227.102 wap.google.com
209.85.227.100 answers.google.com
209.85.227.112 adwords.google.com
74.125.47.100 code.google.com
74.125.47.101 code.google.com
74.125.47.102 code.google.com
74.125.47.113 code.google.com
74.125.47.138 code.google.com
74.125.47.139 code.google.com
209.85.225.136 picasaweb.google.com
209.85.225.190 picasaweb.google.com
209.85.225.91 picasaweb.google.com
209.85.225.93 picasaweb.google.com
209.85.225.103 maps.gstatic.com
209.85.225.104 maps.gstatic.com
209.85.225.105 maps.gstatic.com
209.85.225.106 maps.gstatic.com
209.85.225.147 maps.gstatic.com
209.85.225.99 maps.gstatic.com
74.125.43.103 maps-api-ssl.google.com
74.125.43.103 maps.google.com
74.125.43.103 gg.google.com
74.125.43.103 chart.apis.google.com
74.125.43.103 clients1.google.com
74.125.43.103 mt0.google.com
74.125.43.103 mt1.google.com
74.125.43.103 khm.google.com
74.125.43.103 khm0.google.com
74.125.43.103 khm1.google.com
74.125.43.103 lh1.ggpht.com
74.125.43.103 lh2.ggpht.com
74.125.43.103 lh3.ggpht.com
74.125.43.103 lh4.ggpht.com
74.125.43.103 lh5.ggpht.com
74.125.43.103 lh6.ggpht.com
74.125.43.103 lh7.ggpht.com
74.125.43.103 lh8.ggpht.com
74.125.43.103 lh9.ggpht.com
74.125.43.103 ggpht.com
74.125.43.103 www.google.com
74.125.43.103 google.com
74.125.43.103 www.google.com.tr
74.125.43.103 google.com.tr
72.14.213.93 kh.google.com
72.14.213.103 maps.google.com
72.14.213.113 auth.keyhole.com
74.125.43.103 code.google.com
74.125.43.103 translate.google.com.tr
74.125.43.103 browsersync.google.com
74.125.43.103 google-analystics.com
74.125.53.139 gg.google.com
209.85.229.99 dl.google.com

edit: eklemeler için Tarkan kan’a teşekkürler.

Kar Park

Haziran 10

Seneler önce karlı bir kış gecesinde Ankara Kuğulu Park’ta çektiğim fotoğrafları bilmeyeniniz yoktur herhalde.

http://www.kcelebi.com/kugulu/

Bu fotoğraflari envai çeşit yerde gördüm, hatta “En güzel manzaralar” isimli bir powerpoint sanal alemde gezinirken bana bile gelmişti de acayip şaşirmiştim.

Ama bu sefer gördüğüm sayfa yenilir yutulur türden değil. Bir arap forumu, arapça başlıkta birşeyler yaziyor, google translate ile çevirdiğimizde “Kar park” görüyoruz, buyrun:

http://www.bdr130.net/vb/t62720.html

Dükkan günlükleri-Hani internet?

Haziran 9

Tarih: 2005senesinden bir gün, kış mevsimi olabilir.

O zamanlar Ankara’da faaliyet gösterdiğimden, bir müşterim vasıtasıyla bana ulaşan bir kişi ofisine internet bağlatmak istediğini, modemini aldığını ve telekomdan başvuruyu yaptığını söyler.

Bu işlemler için ofisine gidilir, gerekli kurulum 10 dakika içerisinde tamamlanır, 1-2 sayfa denemesi ardından masaüstü açık bir şekilde bilgisayar bırakılarak “Tamamdır, artık internete girebiliyor” denir.

Müşteri bilgisayar başına gelir ve der ki:

M: E hani nerde internet?

Bu soru üzerine kisa bir süre müşterinin yüzüne bakilir ve “Abi bağladık ya işte” denir. Ve müşteriden tarihe tanıklık edecek o soru gelir:

M: Google nerde?

Sorudan da anlaşılacağı üzere müşterimiz internet=google zannetmektedir, tarayıcının açılış sayfası www.google.com olarak ayarlanır ve ofis terkedilir.

Dükkan günlükleri-satıcı çocuklar

Haziran 8

Tarih: Nisan 2010 ayı içerisinde bir gün. Ofisimiz Bağdat caddesi üzerinde merkezi bir konumda, giriş katta olduğu ve dışarıda tabelamız bulunduğu için gün içerisinde kebapçısından sucusuna, köftecisinden kargocusuna, elektrik ve gaz memurundan dilencisine kadar envai çeşit insan zilimizi çalmaktadır.

Her zile “müşteri” diyerek hevesle koştuğumuzda karşımda bu adamları görmekten yeteri kadar sıkıldığım günlerin birinde, yine zil çalar ve kapıya 22-23 lü yaşlarda temiz yüzlü bir kiz ve oğlan gelir.

Bir şey sattıklarını söylerler, ama ofisimde o sirada müzik çalmakta olduğundan ne sattıklarını anlayamam, anlamış olsam bile bu insanlara yeteri kadar hırslandiğım için hep “teşekkürler, ilgilenmiyorum” deyip geri gönderirim.

Çocuk birşeyler anlattıkça ben anlamsiz gözlerle çocuğun yüzüne bakmayı sürdürünce, çocukla aramızda kısa bir diyalog geçmiştir.

Çocuk: Ama siz çok kötü bakıyorsunuz.

Ben: Yok canım

O sırada şakasına gömleğin kollarını kıvırmaya başlamış, hatta ikinci kola geçtiğimde aramızda gelişen diyalog:

Çocuk: Sanırım siz ilgilenmiyorsunuz, acaba bu apartmanda başkaları var mıdır ilgilenebilecek olan?

Ben: (2. kolu da kıvırıp bitirirken) Çocuklar rahat olun, içeri buyrun, size yardımcı olayım.

Çocuk: Teşekkürler, biz başka apartmanlara bakalım.

dedikten sonra üst katlara çıkma cesaretini gösterememişler ve apartmandan yusuf yusuf sesleri arasında ayrılmışlardır.

Dükkan günlükleri-Google earth

Haziran 8

Tarih, 4 Haziran 2010, anlaşmalı müşterilerimizden K..t bey telefon eder. 3 hafta kadar önce bilgisayarlarına genel bakım yapmış olduğum için arada atlamış olabileceğimiz yazılımlar nedeniyle telefon ettiğini düşünerek cevaplarım.

M: Kıvanç, bu bilgisayarda google earth yok mu?

B: K..t bey, standart yazılımları her zaman kurduğumuz için bu tip extra yazılımları atlamış olabiliyoruz, bu durum için kusura bakmayın, yarın sabah gelip kurabilirim müsait olursanız. (Saat 16.00 dır ve Bağdat caddesi tarihi günlerinden birini yaşamakta olduğu için arabayla gidip geri dönmek en az 1.5 saatimi alacaktır)

M: Hağmm, burada bir müşterim var da, onunla birşeye bakacaktık, şimdi gelip 2 dakka kuruversene şunu

B: K..t bey, ben gelmeden de kurabilirim, sizin masaüstünüze hazırladığım uzaktan destek yazılımını çalıştırabilir misiniz?

M: Hay allah, nerde ki şimdi bu?

B: Sağ üste bakın, genelde oraya koyarım.

M: Neyse gerek kalmadı, buradaki arkadaş “ben hallederim” diyor.

B: Peki k..t bey, görüşürüz iyi akşamlar.

Dükkan günlükleri-Yazıcıya sıkışan kağıt

Haziran 8

Tarih 2 Haziran 2010, saat 15.30 suları. Yan binadaki mimar müşterim olan ar..zon’da çalışırken cep telefonum çalar, ekranda 216 lı bir numara yazmaktadır, ofis telefonumu cebe yönlendirdiğim icin civardan bir müşterinin aradiğini anlar ve cevaplarım.

Karşımda 55-60 yaşlarında bir kadın sesi: (M:Müşteri, B:Ben)

M: Aaağğmm, iyi günler, ben yoldan geçerken tabelanızı gördüm, bazen benim de bilgisayarla ilgili sorunlarım oluyor, telefon etsek yardımcı olabilir misiniz?

B: Tabi efendim, görevimiz bu zaten. Ne zaman ararsanız gece/gündüz farketmeksizin ben veya bir arkadaşım yardımınıza koşacaktır.

M: Ben evde bilgisayarla yazı yaziyorum, bazen yaziciya kağit sıkışıyor, kendim çıkartamıyorum, bana yardımcı olursunuz değil mi?

B: Sıkışan kağıdı çıkartmam için bizden yardım istiyorsunuz doğru mu anladım?

M: Evet, çünkü kağıdı ben çıkartamıyorum, çıkartırsam yazdıramıyorum, çünkü yazıcının ışığı yanıp sönüyor ve yazdırmıyor.

B: Tamam, sıkıştığında bizi arayın, hallederiz.

M: Siz kaç senedir orada faaliyet gösteriyorsunuz?

B: Yaklaşık 1,5 senedir, neden sordunuz?

M: Hiç, merak ettim. Kaç kişi çalışıyorsunuz?

B: 3 kişiyiz, benim dışımda 2 part time eleman var.

M: Tabelanızı gördüm de, yanıp sönüyordu, çok hoşuma gitti dolmuşla giderken, telefonunuzu kaydettim, o yüzden aradım.

B: Anladım efendim, yazıcıya kağıt sıkıştığında telefonunuzu bekliyor olacağım.

M: Kolaygelsin, teşekkürler, hayırlı işler, vs.

Bu konuşmanın üzerinden 4 saat geçmişti ki aynı numara tekrar arar. Yazıcıya kağıdın sıkıştığını ve yardım istediğini söyler, adresi alır ve evine giderim. Yepyeni hp notebook ve printer alınmıştır, printer 3 sayfalık yazının 2 sayfasını sorunsuz yazdırıp son sayfayı yarim yazdirip kağıdı vermemekte ve hataya geçmektedir. Kağıdı elle çıkartip yaziciyi kapatip, bilgisayardaki spool (havuz)’u boşaltmadan da bekleyen yazıları iptal etmeden de hiçbir şekilde yazı yazmamaktadir. Bazı durumlarda bilgisayari resetlemek de gerekmektedir.

Sorunun ilk önce kablodan, daha sonra driverdan oldugunu düşünerek hp support sitesinden 64 bit windows 7 sürücüsünü indirip kurarım ve az önce çıktı alamadığımnız 3 sayfalık yazıdan 3 kopyayi sorunsuz alırız.

Ücretimi alir ve ofisime dönerim.

2 gün sonra öğlen saatlerinde aynı numara tekrar arar ve konuşma şöyle gelişir:

M: Kıvanç bey, bu yazıcı aynı sorunu yine yaptı, yazının son 2 satırını yazdırmadı. Ben de kağıdı çıkardım, havuzdaki yazıları iptal ettim, yaziciyi kapadim açtim, bu sefer de yazilari belli belirsiz yazdı, ekranda da “mürekkep bitti” uyarısı aldım, ne yapmamız gerek?

B: Öncelikle sorunu çözebilmemiz için yazıcınızın mürekkebinin dolu olması gerekiyor. İsterseniz sıfır kartuş alın, isterseniz doldurtun, daha sonra beni tekrar arayın.

M: Siz kartuş doldurmuyor musunuz?

B: Hayır, ben kartuş doldurma işi yapmiyorum, oldukça problemli bir konu olduğundan müşterilerimden azar yemek istemiyorum.

M: Ama yapmanız gerek, ben bunu doldurmaya götüremem, kim götürecek?

B: İsterseniz size yeni sifir kartuş getirebilirim, ortalama fiyatları 70 TL civarında.

M: Yok olmaz, çok pahalı. Bunu siz doldurmuyor musunuz şimdi?

B: Yok hayır, ben dolduramiyorum anlattiğim sebepten ötürü. Doldurup müşteriye teslim ettiğimizde 1 hafta sonra müşteri beni arayip “Ben bununla 50 sayfa çıktı aldım, yarım mı doldurdunuz” diye azarlıyor, halbuki müşteri yazıları en kaliteli seçenekte yazdirdiğinin ve 50 sayfa dışında 100 sayfa kadar taslak bastirdiğinin farkında değil, bu durumlardan yeteri kadar zarar gördüğümüz için yapmamayi uygun gördük

M: Peki nereye doldurtayim ben bunu?

B: Bu konuda size yol gösteremem, isterseniz Kadıköy’e inin orada içinize sinen dükkanlardan birine doldurtun.

M: Neden adres vermiyorsunuz?

B: Çünkü hiçbirini tanımıyorum ve tanıyor olsam dahi kendi yapmadığım hiçbir iş için referans olmak istemem.

M: Peki diyelim bunu doldurduk, doldurtuktan sonra bu eksik yazma sorununu nasıl çözeceğiz?

B: Bunun için tek bir yöntem var, bu da bilgisayarınızın mı yazıcının mı arızali oldugunu öğrenmemiz için gerekli. Öncelikle yazıcınızı başka bir bilgisayara bağlayıp 2-3 gün kullanmanızı isteyeceğim. Eğer yine eksik yazdırırsa yazıcınız arızalı demektir. Eğer sorunsuz yazdirirsa bilgisayarınızda sorun vardır. İşletim sistemini yeniden kurarak sorunu gidermeyi deneyebiliriz.

M: Ama bunların ikisi de yepyeni, nasıl bozulmuş olsun ki?

B: Bozuk olmasa beni aramazdınız eksik yaziyor diye, öyle düşünün. Demek ki ikisinden birinde bir sorun var.

M: Acaba birşeyi eksik yapiyor olabilir miyiz, mesela 3 sayfayı tek seferde değil de tek tek yazdırmayi denesek?

B: Deneyin isterseniz, başarılı olursanız yarın 50 sayfalık bir yazi yazdırmak istediğinizde biraz zorlanırsınız sadece.

M: Haağmmm, evet haklısınız, zor olabilir, peki ne yapacağız?

B: Eğer başka bir bilgisayarınız (eski de olsa farketmez) varsa bunu yazıcınıza bağlayıp….

(cümlemi bitirmeden)

M: Yok, yok, yok…

B: İyi de size ne söylesem olumsuz karşılıyorsunuz, başka bilgisayarda denemeden sorunu çözemeyiz.

M: Ben o anlamda yok demedim, kendi bilgisayarım yok başka demek istedim.

B: Tamam ben o zaman size 3 günlüğüne idareten bir bilgisayar vereceğim, yazıcı ayarlarını yapacağız ve sorunu tespit etmeye çalışacağız.

M: İyi de bunu neden yapıyoruz ki, benim yepyeni sıfır bilgisayarım var işte burda.

B: !*?!*!??! Gü…n hanım, anlattığım gibi sorunun yazıcıda mı bilgisayarda mı oldugunu anlamamız için bu şart, neden dinlemeyi denemiyorsunuz.

M: Diyalog kuramıyoruz ki, siz habire konuşuyorsunuz, ben bişeyler söylemek istiyorum ama dinlemiyorsunuz.

B: Tamam gü…n hanım, sizi dinliyorum, buyrun, ne diyorsanız onu yapacağım.

M: Yok böyle demek istemedim, siz ne diyorsunuz şimdi sonuç olarak?

B: Önce yazıcınızın kartuşunu doldurun, sonra beni arayın.

M: E peki diyelim kartuşu doldurduk, getirdik yerine taktık, gene 2 satiri eksik yazdirirsa ne yapacağım.

B: !*???!!** Gü…n hanım, izah ettiğim gibi sorunu anlayabilmemiz icin kartuşu doldurtup onu baskı alabilir hale getirip beni aramanız gerekli. Başka türlü olmaz.

M: İyi peki tamam

der, telefonu kapatır ve bir daha aramaz.

« Older Entries